6 Eylül 2013 Cuma

Kocaeli Serindere Kanyonu Yürüyüşü


Kötü anılarla ayrıldığımız Kulakçayırı Gölü’nden sonra havlarında soğuk olması sebebiyle bir süre etkinlik
yapamadık. İstanbul Belgrad Ormanları içinde kirazlı bent var. Etrafı belediye tarafından düzenlenmiş para ödeyerek giriyorsunuz. 1-2 defa oraya gittik kiremit tozu parkurdan yürümedik ama yinede pek doğa yürüyüşü denemez o gezilere. Gitmediyseniz gidin oralarada. Kemerburgaz Bahçeköy yolu üzerinde solda…

Kış zamanı yoğun iş temposu içinde doğa ve güzergahlar üzerine araştırma yapmakla geçti. Bu araştırmalar sırasında Kocaeli sınırları içerisinde Serindere Kanyonu’ndan haberdar olduk. Hemen bir duyuru 2 günde 10 kişi toparladık bile yürüyüşümüz için. Lüleburgaz’dan bile insan geldi. Heyecan dorukta şehir dışı ilk aktivite ve bilmediğimiz bir yer…


Serindere Kanyonu’na Kocaeli’nin  Örnek ya da Serindere köylerinden ulaşabilirsiniz. Biz Örnek Köyü yolunu tercih ediyoruz. Tem otoyolundan İzmit Doğu çıkışından çıkıp Kartepe tabelalarını takip edin. Maşukiye yolunda giderken Shell benzincisinden önce sağınızda otobanın karşı tarafında geçebileceğiniz bir köprüden geçin ve Suadiye köyüne ulaşın. Köye vardığınızda sağa dönüp sol tarafınızda Kartepe tabelasına bakın o küçük sokağı takip edin. 500-700 m kadar sonra sağdaki yola girin Ali Baba restoranı geçin tırmanış bitip düzlük başlayınca yeni yapılan bir restorandan hemen önce Serinlik tabelasını göreceksiniz. Sağa girin örnek köyünü geçin ve caminin yanından sola aşağı inin. Kanyonun girişine arabanızı park edebilirsiniz. Öyle böyle derken yol 2.5 saat sürüyor bilginiz olsun. Hafta sonuysa  bolca tur minibüsüyle karşılaşmanız olağan.

Dediğim gibi şehir dışı bu ile yürüyüşümüzde biz 10 kişiydik. Tarih 9 Haziran 2012. Biri Lüleburgaz’dan biri İstanbul’dan 2 Doblo yola çıktık (Doblo önemli). Örnek köyüne doğru inişte size muhteşem dağ manzaraları eşlik ediyor. İleride tırmanacağımız Büykaya (sivrikaya) zirvesi hemen solunuzda. Yolda durup mutlaka resim çektirin ve mevsime göre yol kenarındaki meyve ağaçlarından göz hakkınızı alın…

Saat 11.30 gibi kanyon girişine vardık. Hemen eşyaları toparlayıp yola koyulduk. Kanyona toprak bir yoldan giriyorsunuz bir süre derenin kıyısından ilerledik. Kimse ayaklarını ıslatmak istemiyor. 5 dakika kadar sonra sonra derenin hemen kenarına geldik. Su süper görünüyor. Ben hemen içmeye başladım lezzetli…



İlk başta su bileklere kadar ama kimse ayaklarını ıslatmak istemiyor ama bir süre sonra dere kenarı yürüyecek yer olmaması sebebiyle mecbur karşıya geçmek lazım. Su hızlı akıyor ve dere farklı boyutlarda kaygan taşlarla dolu. Bu yüzden insan zinciri yaparak ilerliyoruz ilk başta. Sonradan kanyonun hep böyle devam edeceğini fark edince herkes kendi başına yürüyor. Sudaki kayalar çok güzel etrafınız yeşillik değişik ağaç ve geniş yapraklı bitkilerle dolu atmosfer insanı büyülüyor – helede ilk defa kanyona geliyorsanız-. Zaman zaman büyük kayaların etrafından zaman zamanda üstlerinden tırmanarak küçük şelaleleri seyrederek, bol bol fotoğraf çekerek ilerliyoruz.

Kanyonun boğaz yaptığı ilk yere geldiğimizde herkes hayretler içinde etrafı seyrediyor. Oda ne su seviyesi dizlerimizden yukarı çıkmaya başladı. Serindere Kanyonu’nda 1 saat içinde 2 boğazdan geçiyorsunuz buralarda soğuk su önce apış aranıza oradan da belinize kadar çıkıyor.  Yaklaşık 2 saat kadar yürüdükten sonra kalabalık bir grup olarak hep beraber dinlenebileceğimizi bir yere geldik. Sağ olsun Elis sandviç yapmış gelmiş evden onları afiyetle yedik. Hemen yanımızda başında rehber olan bizden daha büyük bir grup vardı. Kanyonun bundan sonrası için sorular sorduk aynı olduğunu söyledi. Bizde geri dönmeye ve buralara kadar gelmişken Maşukiye uğrayıp gidip yemek yemeye karar verdik. (Vadi restoran kiremitte mantar, peynir ve alabalık)


2 saat süren gidişin dönüşü 1 saat sürdü ama kaygan taşlar artık bizi zorlamaya başlamıştı. Yorgunluk ve hep aynı y
erleri adımlama bir süre sonra sizi yıpratıyor ve dengenizi kaybettiriyor. Grup içinde düşenler, ayağı büyük taşların oldu arasına sıkışanlar oldu.




Dönüş yoluna biraz renk katmak için Mustafa ve ben zorlu yerlerde dere kenarı patikaları kullanmak yerine şelalelerden inmeye karar verdik. Grup bizden ilerde yaklaşık 3 metrelik bir şelaleden inmeye çalışıyoruz. Bir kısmına kadar basarak inmek mümkün ama sonrasında atlamanız gerekiyor. Çok derin olmayacağını düşünerek kendimi yavaşça bıraktım ama battıkça batıyorum. Soğuk suyu omuzlarıma kadar yiyince bir an paniğe kapıldım ve hızlıca nefes almaya çalıştım. Sırtımdaki çanta beni kısa süreliğine havaya kaldırdı ama nafile sonra battım. Allahtan çok derin bir yer değil hemen yere bastım ve suyun üstüne çıktım sonrada da dışına. Beklemediğim bir batış olduğu için biraz ürktüm ama sorunsuz geçtim. Mustafa’da aynı yerden geçti ve grubu yakaladık.


Arabaların yanında üstümüzü değiştirdikten sonra Maşukiye ye doğru yol aldık Kartepe yokuşunu çıkarken (1.-2. Km arası) sağda restoranların olduğu bir bölüm var dikkatinizi çeker zaten. Ordada Vadi restorana gidebilirsiniz. Haftasonları kalabalık sebebiyle hizmet kötü ama ortam güzel. Kışın gidin mutlaka…

Hepimizi için bambaşka bir deneyim olan kanyon yürüyüşünden İstanbul’a dönene kadar saat 18.00’i buldu yorgun ama mutlu bir şekilde evlere dağıldık… 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder