6 Eylül 2013 Cuma

Garipçe Köyü ve Rumeli Feneri


Hadi bunu doğa yürüyüşünden saymayın ama İstanbul’da yaşayan herkesin gidip görmesi gereken bir yer Garipçe Köyü ve Rumeli Feneri. Buralar Sarıyer ilçesine bağlı. İstanbul Avrupa yakasında tam boğazın Karadeniz çıkışında ufak yerler.


Garipçe Köyü bir aslında balıkçı köyü ancak köy denecek pek bir yeri kalmamış, büyük apartmanlar falan var. Köylüler Karadeniz ağzına yakın bir tatlılıkta konuşuyorlar ama kapitalizm burayı da sarmış. Köye girişte arabanıza uygun bir park yeri bulun yoksa sahildeki “dandik” kahvaltıcıların değnekçilerine para ödersiniz.
 
Arabadan inince denize doğru dönün solunuzdaki sokaktan yukarıya doğru çıkın burada eski bir kalenin kalıntıları var. Oradan manzaraya bakabilir hatta aşağıdaki kayalığa inebilirsiniz. Kale bakımsız kimse ilgilenmiyor dolayısıyla için pis ve karanlık ama aşağıya kayalıklara indiğinizde deniz ve falezlerle baş başa kalıyorsunuz. Karadeniz’in hırçın dalgaları kayalara vuruyor. Yazın bile bu dalgalar bu kadar güçlüyse kışın fırtınada  kim bilir nasıl. Ben bir sefer orada boğuluyordum az kaldı. Kısacası bizim gibi denize falan girmeye kalkışmayın. Kalenin orada ya da kayalıklarda fazla vakit geçirilebilecek bir yer yok birkaç fotoğraftan sonra bizde arabaya dönüp daha kuzeydeki Rumeli fenerine doğru yola çıktık.










Rumeli Feneri’nin hemen dışında yine bir kale kalıntısı var kayalıkların üzerinden aynı şekilde buralarda da  fotoğraf çekmekten ve seyyar çaycıdan bir çay içmekten fazlasını ummayın ama görülmesi gereken bir yer.  Kaleyi gezdikten sonra köyün içindeki Fenere gidebilir ve dilerseniz kahvede vakit geçirebilirsiniz ya da limana bakan bir bank var.

Eğer alışveriş huyunuz varsa köy yumurtası sütü vs satın alabilirsiniz. O gün biz dönüşümüzü yine orman yolundan yaptık hiç otobana girmedik. Önce Bahçeköy, Kemerburgaz, Pirinççi Köyü ve Başakşehir. Burada Pirinççi köyüne bir parantez açmak lazım. Kemerburgaz Habipler arasında yer alan bu köy bir küçük dağların arasında ufak şirin bir yer. İstanbul’a bu kadar yakın böyle bir yer olacağına inanmak biraz zor. Tam Alibeyköy barajının batı ucuna denk geldiği için sulak ve bolca Manda var. Sürünün çıkışına ya da dönüşüne rast gelirseniz dere içinde geçişleri görülmeye değer. Bolca piknik yapan var ama bir o kadar da çöp var etrafta. Bayılıyoruz piknik yaptığımız yerlerin içine sıçmaya…

Köyden manda yoğurdu satın alabilirsiniz. Belki birazda yeşillik.













Bu gezi hakkında da bu kadar.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder